KALEM KILIÇ MUHAREBESİ

Kalem ve kılıç kullanış amacıyla iki apayrı bir nesne olarak yeryüzünde karşımıza çıkmıştır. Bu iki nesne temelde kullanım amacı olarak birbirinden o kadar bağımsız gözükse de kullanım amaçları bakımından aynı doğruya yönelirler. Bu iki nesnenin aynı doğru üzerinde bulunmasının sebebi ise insanoğludur. Kalem ve kılıç arasında olan bir muharebeyi irdelemek için önceliğimiz insanın ne olduğudur.  Aslında bu muharebede çarpışan kalem ve kılıç değil, bu iki nesnenin gücünü kullanabilen insandır.  Bu gücün sahibi olan insan için ise herkes tarafından farklı yorumlar yapılmaktadır. Sözlükten baktığımız zaman tanımı basittir ama felsefi olarak incelendiğinde o kadar çok seçenek karşımıza çıkar ki, iki üç kelimeye sığdırdığımız, fiziksel olarak nasıl bir şey olduğundan bahsettiğimiz sözlük tanımının hiçbir değeri kalmaz. Her görüş okunduğunda farklı düşüncelerin çokluğu biz insanın ne olduğunu çözümlemesini zor seviyelere çıkmıştır.

Yaratılışının başlangıcında toprak bulunan insan, biyolojik sınıf olarak hayvan grubuna girer. Bu noktada filozofların insanı yorumlarken buluştuğu tek ortak nokta belki de insanın bir hayvan olduğunu kabul etmeleridir. Örneğin; Thales’e göre insan araştıran bir hayvandır. Aristo’ya baktığımızda ise insan düşünen bir hayvandır. Karl Max içinde yine insan mücadeleci bir hayvandır. Sofistlere göre ise kazanan bir hayvandır. Descartes ise diğerlerinden farklı olarak insanın konuşabilen bir hayvan olduğunu düşünmektedir. Bunların hepsini en güzel şekilde özetleyen ise tarafımca Friedrich Nietzsche’dir çünkü onun için insan düpedüz hayvandır.

Kalem ve kılıç muharebesi ortaya çıkışı da aslında bu tanımların içinde yatmaktadır. Bir muharebenin var olabilmesi için karşılıklı iki tarafın bir mücadele içinde bulunması gerekir.   Kalem ve kılıç arasında olan muharebede, insanın mücadelesi yatmaktadır. Bunu anladığımız vakit Karl Max’ın aslında ne kadar doğru bir tespit yaptığı anlaşılmaktadır. Muharebeden çok ne için ve nasıl mücadele edildiği bizim için daha önemlidir. Ne için mücadele edilir? Bu sorunun cevabı aslında ilk insanın nasıl yaratıldığındadır. Topraktan yaratılan insanın en büyük mücadele sebebi yine toprak olmuştur. Bu mücadelede kullanılan silahlar her şeyin belirleyicisi oldu. Kalemi tercih eden ilim, fen, edebiyat gibi alanlarda ilerlemeyi tercih ederek bu savaşa girdi. Kılıcı tercih edenler ise saf gücün ve kaba kuvvetin her şeye çözüm olacağına inandı.

Zira Osmanlı üç kıtaya hakimken kılıcın yanında kalem de bulundururdu. Avrupa ise o zaman sadece kılıç ile ilgilenmişti. Nitekim şartlar değiştiğinde bir dönem ilim yuvası, en büyük silahını kalem olarak tercih eden Osmanlı artık kalemin gücüne değil kılıcın pırıltısına kendini kaptırmıştı. Bu yüzdendir ki Avrupa, Rönesans ve Reform gibi hareketlerde kalemi en etkili silah olarak kullanırken Osmanlı bir çöküşün eşiğindeydi.

Sokrates kalemiyle mücadele ederken onu öldüren bir kılıçtı. Yine bir kalem sahibi olan Pisagor’u öldüren kılıçtı. Galileo teleskobu icat edip dünyanın yuvarlak olduğunu söylediğinde elinde kalem vardı. Lakin Galileo’yu düşüncesinden vazgeçmesine zorla sebep olan şey kılıçtı. Yine yakın geçmişte, Necip Hablemitoğlu kalemiyle doğruları anlatırken onu susturan bir kılıçtı.

Bu iki nesnenin savaşı sonsuza kadar devam edeceği nettir. İnsanın savaşmak için tercih ettiği iki nesne olan kalem ve kılıç artık sadece savaş meydanlarında kalmamış toplumun her bireyinde bulunabilecek kolay bir şey haline gelmiştir. Kılıç olarak ele aldığımız nesne sadece yaralama gücüne sahibin keskin bir demir parçası olma niteliği dışına çıkmıştır.

 Günümüzce kılıcın tanımını daha çok emeklerin çalındığı liyakatsizliğin bulunduğu yerlerde aramak gerekir. Geçmişte insan öldüren kılıç bugün emek öldürmüştür. Yine geçmişte kelle alan kılıç bugün hak almıştır. Dün mücadele sebebi toprak idi bugün ise toprak yerine makam ve mevkiler için mücadele edilir hale geldi. Kimi bu mücadele de kalemi tutmayı seçti kimisi kılıç. Ama tek gerçek vardı tarih kılıcı değil kalem tutanı yazdı. Bu yüzden Sokrates herkes tarafından biliniyordu. Pisagor adını kitaplara konu ettirdi. Yine Galileo’nun yıllar önce söylediği doğruyu bugün biz daha iyi anladık. Kısacası bu savaşın kazananı her zaman kalem olmuştur. Bugün ve yarın en güçlü silah yine kalem olacaktır. Ne mutlu elinde silah niyetine kalem bulunduran bireylere!!!

 

 

 

 

Yorumlar